13 Tem
Yönetici 0 Yorum


Nemrut Kalderası | Dünyanın İkinci Büyük Krater Gölü Ve Dünya Harikası

Kategori: Tarihi Yapılar, Müzeler ve Antik Kentler

NEMRUT KALDERASI

Tarihçesi ve oluşumu

Ismini, M.Ö. 2100 yıllarında yaşamış Babil Hükümdarları “Narmuk”tan almaktadır. Farsça’da sönmüş dağ anlamına gelen “Narmuk” kelimesi, zamanla halk arasında Nemrut olarak değiştirilmiştir.

Tatvan’daki Nemrut Dağı, yeterince tanıtılmadığından Adıyaman’daki Nemrut Dağı ile sıkça karıştırılmaktadır. Çünkü bazı magazinel yazılarda Adıyaman’daki Nemrut Dağından bahsedilirken, bu dağdaki tarihi eserlerin yanında krater gölünden de bahsedilmektedir. Hâlbuki ne Bitlis’teki Nemrut Dağı’nda tarihi eserler vardır, ne de Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nda krater gölü vardır. Nemrut Dağı, tabakalı volkanlar sınıfından, Kuvaterner döneminde oluşmuş, Anadolu’nun sönmüş yanardağları içerisinde en önemlisidir. Nemrut kraterinin oluşumunun pliosen jeolojik döneminde Doğu Anadolu’da tektonik sıkışmaya bağlı olarak gelişen bir genişleme çatlağı ile başladığı sanılmaktadır. Doğu Anadolu’nun jeolojik geçmişi incelendiğinde, önceleri Van Gölü havzası ile Muş havzasının birleşik olduğu anlaşılır. Yanardağın akıntılarıyla oluşan 1760m rakımlı Rahva düzüyle bu havzaların birbirinden ayrılması ve Van Gölü’nün bugünkü haline gelmesi, Nemrut Dağı’nın volkanizması sonucu olmuştur. Nemrut’un oluşum süreci boyunca yaklaşık olarak 210 km³ civarında volkanik maddeyi çevresine püskürttüğü hesaplanmaktadır.

Nemrut yanardağından ilk patlama ile çıkan toplam madde yaklaşık 110 km³ olup, yakın çevreye çökelmiştir. Çıkan lav miktarı ise yaklaşık 30 km³ kadardır. Zamanla çıkan lavlar bacanın kenarında birikerek, koninin yüksekliğini 4000 m’nin üzerine çıkartmıştır. Bu arada yükseklik kazanan bacanın tıkanmasıyla uzun bir sükûnet devresine giren yanardağda gaz ve erimiş mağma tabakası iyice sıkışmış ve sonunda büyük bir basınçla patlamıştır. Ayrıca ışınsal ve dairesel yarıklar genişleyerek zayıflayan bacanın üst kısmı çökmüş ve bugünkü kaldera meydana gelmiştir. Yaklaşık 40 km2’lik bir yüzölçüme sahip Nemrut Kalderası, ülkemizin volkanizma faaliyetleri açısından, en karakteristik ve en orijinal yeryüzü şekillerinden birisidir. Gerçekten de bu kaldera içerisinde yer alan büyüklü küçüklü 5 göl, çok sayıda lav çıkış merkezi, lav hunisi, sıçratma konisi, sıcak su kaynakları, orijinal fauna ve florası ile tam bir tabiat harikası görünümündedir. Insan burada kendini, dünyadan uzak başka bir gezegende gibi hissetmektedir. Bu nedenle kalderayı ilk defa görenler, bir dağın içerisinde bu kadar çeşitli güzelliği bir arada görmenin şaşkınlığını yaşarlar.

Kalderanın batı kesiminde, dibte Nemrut Gölü bulunur. Bir hilal şeklinde ve yaklaşık 15 km2’lik bir yüzölçümüne sahip Nemrut Gölü’nün yüzeyi, deniz seviyesinden 2247m, Van Gölü’nden ise 600 m yüksekliktedir. Kaldera’nın tabanındaki düzlükler ise, 2250 m seviyesinden başlamakta ve 2300 m’ye kadar çıkmaktadır.

Volkanik malzeme; cüruf, sünger taşı ve obsidiyenden oluşmaktadır. Yöredeki kayaçlar incelendiğinde, bazalt, andezit ve trakitlerden oluşan akışkan türleri ile kül, tüf, pomza ve ignimbirit gibi volkanik yağış ile oluşan kayaçlardan meydana geldiği görülür.

Nemrut Krateri en son olarak 1411 ve 1441 yıllarında faaliyet göstermiştir. Baca kenarındaki enine kesitlerde 2 pomza tabakası arasında gözlenen bir sediment (çökel) tabakanın varlığı 30 yıl ara ile vuku bulan bu iki patlamayı belgelemektedir. Dağın yapısından ve eğiminden yola çıkılarak oluşturulan siluet yardımıyla yapılan ölçümler sonucunda, bu volkanizmalardan önce Nemrut Dağı’nın yüksekliğinin 4100 m civarında olduğu hesaplanmıştır. Bu da, Türkiye’nin 3. en yüksek dağı olan Süphan Dağı’ndan (4058 m) daha yüksek olduğu anl¤¤¤¤¤ gelmektedir. Ancak son iki volkanizma etkinliği ile ilgili patlamalarIN ardından yüksekliği, şu anda en yüksek tepesi olan sivri tepede 2935 m’dir.

Karakteristik yapısı

Nemrut krateri Türkiye’de birinci, Avrupa’da dördüncü, Dünya’da onaltıncı sırada yer almaktadır. 6 km çapındaki Nemrut Krater Gölü, Dünyada ikinci durumdadır. Büyük Göl’ün ortalama derinliği 100 m olup, en derin yeri 155 m’dir. Bundan başka 4 göl daha vardır. Ilı Göl ikinci büyük göldür. Diğerleri ise yaz mevsimlerinde kurumaktadırlar. Ilı Göl’ün kıyılarında sıcak su kaynakları vardır. 150 m doğusunda da sıcak buhar yarıkları bulunmaktadır. Sıcak suyun içinde erimiş olarak mineraller mevcuttur.
Ilı Göl ile soğuk büyük göl arasında 5-6 adet mağara bulunmaktadır. 3 m genişliğinde 2 m derinliğinde olan bu mağaralardan, soğuk hava çıkmakta ve mağaranın içerisinde buzlar bulunmaktadır.
Nemrut krateri, birçok bilim dalı ve özellikle de volkanoloji, jeoloji, jeomorfoloji, botanik, zooloji ve bitki coğrafyası bilim dalları için önemli olduğu kadar, termal turizm, rekreasyonel amaçlı yaylacılık ve göl balıkçılığı açısından da büyük öneme sahiptir. Belki de bu özelliklere sahip bir başka volkan kalderası yoktur, diyebiliriz.

İklim Özellikleri

Burada farklı bölgelere ait bitkilerin bir arada yaşamaya devam etmesi, göl seviyelerinin hemen hemen sabit kalması, yağış ve buharlaşma dengesinin kurulmuş olması, buranın bir mikroklimaya sahip olduğunu göstermektedir.
Bitlis deresinden esen ılık rüzgârlar bulutları buraya sürüklemekte ve nemrut tepelerine çarpan bulutların yoğunlaşmasıyla ilkbaharda ve sonbaharda yağmurun, kışın ise karın, özellikle, Tatvan ile Bitlis arasında kalan, yüksek ve geniş, Rahva düzlüğüne yağdığı görülmektedir. Bu yüzden kışın bu bölgeye yağan kar, telefon direklerini bile yutacak kadar çok olmakta ve yollar kapanmaktadır. Belki de Türkiye’nin hiçbir yöresine bu kadar fazla kar yağmamaktadır. Dolayısıyla Bitlis kenti 1041,5 mm’lik yıllık ortalamasıyla Karadeniz Bölgesinin bazı istasyonlarını bile geride bırakmaktadır. Nemrut kalderasında en soğuk -5.9ºC ile Ocak, en sıcak ise 18.5ºC ile Temmuz ayıdır. Ortalama sıcaklık ise 5.7ºC’dir. Bu da gösteriyor ki, burası serin ve nemli bir iklime sahiptir. Burada doğal vejetasyon içinde %4.6 oranında Akdeniz florasının bitkilerinin bulunması ise şaşırtıcıdır. Dahası, yağış miktarı Sivri Tepe’de 1450 mm’yi, Güneydeki Turşuk Tepe’de ve Nemrut Tepesi’nde ise 1400 mm’yi bulmaktadır.

Hidrografik Özellikleri ve Termal Değeri

En çarpıcı renklerin ve ışık oyunlarının gözlenebildiği Nemrut Gölü’nün suları tatlı ve soğuktur. Su örneklerinin analizi berrak, renksiz, kokusuz ve normal içme suyu lezzetinde olduğunu göstermiştir. Suyu, radyoaktivite açısından, normal sınırlardadır. pH asitlik derecesi 7.4 ile hafif alkalidir. Nitoplankton bakımından oldukça zengin olan Nemrut Gölü’nde 1986 yılında az sayıda bırakılan aynalı sazan balığı, kısa sürede çoğalmış ve balıkçılık yapılabilecek seviyeye gelmiştir. Balıkların göl ortamında yaşayabilmeleri ve her şeyden önemlisi kısa sürede çoğalabilmeleri, gölde turizme yönelik balıkçılık faaliyetlerinin yapılabileceğini göstermiştir.

Nemrut Gölü ile Ilı Göl’ün önceleri birleşik olduğu, sonradan meydana gelen iki küçük tümsek ile birbirinden ayrıldıkları sanılmaktadır. Bu tümsekler blok lavlardan oluştuğundan iki göl arasında sızıntı şeklinde su geçişleri olmaktadır. Zira iki gölün seviyeleri birbirine eşit durumdadır. Yaklaşık 1.2 km2 yüzölçümüne sahip Ilıgöl, gerek göl tabanından ve gerekse gölün çevresinden karışan sıcak sular sebebiyle, kış mevsiminde 40ºC’ye, yaz mevsiminde ise 60ºC’ye kadar ulaşan sıcaklığa sahiptir. Bu suyun içinde çözünmüş halde bulunan mineral madde miktarı sıcaklığın da etkisiyle oldukça yüksek olup, 1758,4 lt/mg’a ulaşmaktadır. Bazı asalaklar dışında canlı hayata imkân vermeyen göl suları, genellikle romatizma tedavisinde kullanılmaktadır. Yakın çevreden gelen ziyaretçiler üç dört gün kadar çadır ve çardaklarda kalarak günde 2-3 kez banyo yapmaktadırlar. Ilı Göl’ün yaklaşık 160 m doğusundaki yarıklardan çıkan sıcak buharın ise astım, bronşit, romatizma ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Ayrıca, bu sıcak buhar mağaralarının olması buranın önemli bir jeotermal enerji potansiyeli taşıdığı fikrini doğurmuştur. Bu amaçla MTA(Maden Tetkik ve Arama Kurumu), kalderanın doğusunda sondajlar yaparak araştırmalarda bulunmuştur. Ancak bu araştırmanın sonuçları, gizlik kaydı taşıdığından henüz yayınlanmamıştır. Çıkan sıcak su buharlarının mağmatik olmadığı, buradan geçen yeraltı sularının ısınarak yer yüzüne çıktığı sanılmaktadır.

Bazı çevreler tarafından, kalderanın kenarından bir delik açarak, göldeki suyun dışarı alınması yoluyla çevredeki köylerin arazilerinin sulanması fikri ortaya atılmıştır. Bu çılgınca bir düşüncedir. Çünkü buradaki göllerin suları havzaya yağan yağmur ve kar sularından oluşmakta başka kaynak bulunmamaktadır. Buradaki suyun tarım amaçlı da olsa dışarıya drene edilmesiyle göl suları tamamen kuruyacak ve havza bir daha eski haline gelmemek kaydıyla bir çöle dönüşecektir. Ayrıca etraftaki birçok bitki de yok olacak, hayvanlar da burayı terk edecektir. Nitekim, Nevşehir’deki Acıgöl’de ve Adilcevaz’daki Aygır Gölü’nde benzer bir teşebbüs, ekolojik dengenin bozulması sebebiyle terk edilmiştir.

Nemrut Kalderası | Dünyanın İkinci Büyük Krater Gölü Ve Dünya Harikası   tarihi yapilar muzeler

Nemrut Kalderası | Dünyanın İkinci Büyük Krater Gölü Ve Dünya Harikası   tarihi yapilar muzeler

Nemrut Kalderası | Dünyanın İkinci Büyük Krater Gölü Ve Dünya Harikası   tarihi yapilar muzeler

Nemrut Kalderası | Dünyanın İkinci Büyük Krater Gölü Ve Dünya Harikası   tarihi yapilar muzeler

Kaynak: Kadim Dostlar ™ Forum

Bu içerik 01.01.2008 tarihinde Hale tarafından, Tarihi Eserler – Yapılar | Antik Kentler bölümünde paylaşılmıştır ve 6146 kez okunmuştur. Bu içeriğin devamında incelemek isteyebileceğiniz 0 adet mesaj daha bulunmaktadır.


Nemrut Kalderası | Dünyanın İkinci Büyük Krater Gölü Ve Dünya Harikası orjinal içeriğine ulaşmak için tıklayın …



Yoruma Kapali

Otel - Pansiyon - Tatil - Gezi Arama Kutusu

En Beğenilen Tatil ve Seyahat Önerileri

Arşivler

UserOnline

59 Kullanıcı Çevrimiçi
Aktif Kullanıcılar: 42 Misafir, 17 Bot